Telif Hakları ve İnternet Siteleri
Bir çok kişi internet sitelerinde kullandıkları içerik, görseller ve video paylaşımları hakkında ne yazık ki tam anlamıyla fikir sahibi değil. Bu yazımızda internet üzerindeki en göz ardı edilen ve bir o kadar da önemli fikri mülkiyet haklarını izah etmeye çalışacağız.
Fikri mülkiyet kapsamındaki eserlerin (içerik, görsel, tasarım ve multimedya) korunması amaçlı 1995 yılında yapılan düzenleme ile Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu neredeyse günümüzün gerekliliklerine yakın bir fayda sağlamış gibi görünmektedir. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu iki alanda koruma sağlamaktadır.
- Tazminat ve Yasaklama Davaları
- Ceza Hükümleri
Bu iki ayrım ve internette kullanılan içeriği oluşturan eser türlerinin nasıl korunduğunu incelemeye başlayalım isterseniz.
İnternet İçeriği ile İlgili Eser Sahibi Olmak ve Eser Türüne Göre Korunmak
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 1. maddesi ile sinema, edebiyat, müzik, güzel sanatlar ve ilim konularındaki tüm çalışmaları “eser” olarak nitelendirmektedir. Bir çalışmanın eser sayılması için fikri bir emek taşıması, hazırlayan kişinin özelliklerini barındırması ve aşağıda belirtilen eser türlerinden herhangi bir tanesine dahil olması şartı bulunmaktadır.
- Sözlü ve yazılı şekilde ifade edilen eserler
- Bilgisayar programları ve hazırlık aşamalarındaki tasarımlar
- Dans ve sözsüz sahne eserleri
- Teknik ve bilimsel amaçlı fotoğraf, harita, plan, kroki, resim, maket, mimari tasarım, şehircilik tasarımı, sahne tasarımları barındıran eserler.
- Sözlü ve sözsüz müzik çalışmaları
- Resim, güzel yazı (hat sanatı vb), desen, kaligrafi ve serigrafi çalışmaları
- Oyma, kabartma ve heykel çalışmaları
- Mimari çalışmalar
- Moda, tekstil ve el işi çalışmalar
- Fotoğraf ve slayt çalışmaları
- Grafik çalışmalar
- Karikatür
- Karakter ve tipleme çalışmaları
- Sinema çalışmaları
- Diğer bir eser üzerinde çalışılarak oluşturulmuş bir başka eser.
- Örnek vermek gerekirse bir kitabın tiyatroya ve/veya diziye uyarlanma işleri vb. Bir makalenin alıntı yapıldığı belirtilmeden değişikliğe uğratılması buna dahil değildir.
Bu eserleri hazırlayan “yaratıcı” olarak kanunda belirtilen kişi ve kuruluşlar maddi ve manevi hakları ellerinde tutarlar.
Eser sahiplerinin manevi hakları şu şekilde izah edilebilir. Eser sahibi eseri istediği zaman ve şekilde kamuya sunabilir, içeriği hakkında bilgi verebilir, eser sahibinin ismini gösterebilir, eser üzerinde değişiklik yapılmasını yasaklayabilir, ve eserin bütünlüğünü koruma hakkına sahiptir. Bu haklar tamamı ile eserin yaratıcısı ve mirasçılarına aittir. Bir önemli detay bu hakların devredilemez olmasıdır.
Eser sahibi olan kişi ve kuruluşların mali hakları esetin sunumu, temsil edilmesi, çoğaltılması, yayılması, yayınlanması ile ilgili pay talep etme ve takip etme hakları olmaktadır.
Eser sahibi oluşturduğu eserin mali haklarını yazılı şekilde (belgelendirilmesi şartıyla) diğer şahıslara veya kuruluşlara devretme hakkına sahiptir. Bu devretme şekli sınırlı da olabilir, sınırsız da. Bu konuda eseri kullanmak için tek yol eser sahibi tarafından alınacak yazılı izin olmaktadır.
Bazı istisnai durumlarda eserin kullanılması izin gerektirmeyebilir. Bu durumlar ise şu şekilde sıralanabilir.
- Kamu yararı için güvenlik ve adli gerekçelerle kullanım
- Mahkeme kararları ve mevzuat kararları ile kullanım
- Nutuklarda kullanım
- Umumi eğitim ve öğretim gerekçeleriyle kullanım
- Sadece yayınlanmış eserlerde geçerlidir
- Hayır amaçlı düzenlenen müsamerelerde kullanım
- Eğitim ve öğretim gerekçesiyle yapılan seçme ve toplama işlemlerinde kullanım
- Bazı bölümlerinin belirgin halde kaynak gösterilmesi yoluyla kullanım
- Sadece eserin bazı bölümlerinin kullanılması söz konusudur.
- 24 saat sonrasında kullanma sınırlamasına uyacak şekilde günlük haberlerde kullanım
- Basın özetlerinde kullanım
- Röportaj olarak yayınlama amaçlı kullanım
- Kar amacı taşımadan ve eser sahibinin menfaatlerine uygun halde şahsi kullanım
- Yasada belirtilen sınırlamalar dahilinde güzel sanat eserlerini umumi yerlerde teşhir için kullanım
- Tanıtım amaçlı kısa tespitler halinde kullanım
Gelelim internet sitelerine!
İnternet sitelerindeki web sayfalarının oluşturulmasında fiziksel emek ve zaman harcanması dışında zihinsel emek bulunduğu da yasa çerçevesinde net olarak belirtilmiştir. Bu durumda internet sayfaları da Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu dahilindeki 1. maddede belirtilen şartları taşır ve “eser sahibinin hususiyetini taşıması” sayesinde diğer eserler kapsamından ayrı tutulsa bile yasadaki tüm şartlardan faydalanması doğal bir hal almıştır.
Burada koruma kapsamında olan sadece içerik olmamakta, grafik tasarım da koruma kapsamına alınmaktadır. Bunun yanısıra eser, bir endüstriyel tasarım olarak da değerlendirilebilir haldeyse Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu dışındaki ilgili kanunlar tarafından da koruma altına alınmaktadır.
Bir internet sitesinde sadece içerik değil, bilgisayar yazılımı (HTML kaynak kodları da yasa dahilinde yazılım olarak nitelendirilmektedir) resim ve grafik tasarım eserleri yer almaktadır. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 2/1 nolu maddesinde “her biçim altında ifade edilen bilgisayar programları ve bir sonraki aşamada program sonucunu doğurması koşuluyla bunların hazırlık tasarımları” şeklinde yer alan ifade sayesinde HTML kodlar da “eser” olarak kabul görmektedir.
Ancak bir web sitesindeki içerik arayüzü oluşturmak adına bir bilgisayar programı ile ilgili bir öğeyi meydana getiren düşünce ve ilkelerle oluşturulduysa eser olarak adlandırılmayabilir. Yani, bir yazılım hakkında yazdığınız yorum eser olarak algılanmamakta diyebiliriz.
Bir web sitesinin, sitede bulunan sayfanın ve sayfada bulunan içeriğin Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 6/11 nolu maddesinde de eser sayıldığını belirtmekte fayda var. Bu maddede “bir bilgisayar programının uyarlanması, düzenlenmesi veya herhangi bir değişim yapılması” kelimesi ile bahsi geçen unsurlar “işlenme eser” olarak değerlendirilmektedir. Dahası bu maddede yer alan “belli bir maksada göre ve hususi bir plan dahilinde verilerin ve materyallerin seçilip derlenmesi sonucu ortaya çıkan veri tabanları –içindeki tek tek veri ve materyal hariç-” kelimesi ile de siteleri oluşturan veritabanları (türünün ne olduğuna bakmaksızın) “işlenme eser” sayılmaktadır ve kanun ile korunmaktadır.
Web Sitelerinde Eser Sahibi Kimdir?
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 8. maddesinde “bir eserin sahibi onu meydana getirendir” demektedir. Bu temel kural üzerinden gidildiğinde internette yayınlanan içerik, onu hazırlayan (yani yaratan) kişiye aittir. Eser sahibinin aynı zamanda yayınlanan sitenin de sahibi olması durumunda hiç bir sorun bulunmamaktadır. Fakat bu içerik hazırlanırken diğer eser türlerini işleme alıp kendine ait bir “işlenme eser” yarattığında Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 52. maddesinde belirtilene göre yazılı bir sözleşme veya anlaşma ile izin alması gereklidir.
Dahası “işlenme eser” olarak kabul edilen bir eser kullanılarak yeni bir eser yaratıldığında kullanılan “işlenme eser” sahibi dışında bu kişinin de izin aldığı asıl eser sahiplerinden de tekrar izin alınması gerekmektedir. Yani siz bir yazıyı yazarken kaynak gösterdiğiniz yazıda da gösterilen kaynaklar varsa, bu gösterilen kaynaklardan da ayrıca izin almanız gereklidir.
Bir web sitesinin sahibi bu siteyi bir web tasarım firmasına yaptırmışsa durum değişmektedir. Site ve içerik eğer başka birisi tarafından yapılmış ve bu iş bir sözleşme ile düzenlenmemiş, dahası bu sözleşmede hak devri belirtilmemiş ise siteyi hazırlayan kişi ve/veya firma eser olarak görülen tüm ögelerin sahibi olmaktadır.
Bu durum bazı durumlarda “hak sahibi işverendir” olarak nitelendirilse bile genellikle eser sahibi olarak siteyi hazırlayan kişi ve kuruluş görülmektedir.
Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 48. maddesine göre tamamlanmamış ve bitirilmemiş bir proje eser olmamaktadır, bu sebeple sözleşmedeki hak devrinin eser tamamlandıktan sonra yapılması daha uygun olmaktadır. Bu durum da Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda 50. maddede belirtilmektedir.
E-Mail Mesajlarında Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu
E-mail mesajları da kanunun hükümleri arasında yer almaktadır. Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 85. maddesinde mektup, günlük ve benzeri yazılı materyaller eser olarak kabul edilmekte ve sahiplerinin izinleri alınmadan yayınlanması yasaklanmaktadır. Hukuken bir e-mail mektup olarak değerlendirildiğinden bir e-posta da kanun tarafından koruma altına alınabilmektedir.
Değerlendirme…
İnternet sitelerini oluştururken kullandığınız içerik (deneme yazısı, bilgisayar programı, edebiyat ederleri, makale, şiir, sinema eserleri, teknik çizim, şiir, müzik, güzel sanat çalışmaları ve bunlara ait görsel içerik) Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu tarafından korunmaktadır. Eser olarak kabul edilen bu unsurların kullanımı için eserin sahibi olan kişi ve kuruluşlardan yazılı izin alınması şarttır.
Eser Sahibinin Onayı Alınarak Eserin İnternette Yayınlanması
Daha önce hiç bir şekilde yayınlanmamış ve sahibi dışında sınırlı halde bir kaç kişinin bilgisinde olan bir eser (veritabanı ve site de dahil olmak üzere) internet üzerinde yayınlandığı hal hukuken “umuma arz” olarak değerlendirilmektedir ve umuma arz hakkı tamamen eser sahibine ait olmaktadır. Bu yazıyı biz bir internet sitesinde paylaştığımız an bu hukuken “umuma arz” dır. Yani yazıyı “Yayımla” dediğimizde biz eser sahibi olarak değerlendirilir ve eserimizi umuma arz etmiş sayılırız.
Umuma arz konusunda eser sahibi üçüncü kişilere yetki verme hakkına sahiptir. Eser sahibi tarafından verilen bir onay sonrasında bile eser sahibi mali ve manevi haklarından feragat etmiş sayılmamaktadır. Yani Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu tarafından kendisine verilmiş olan tüm haklardan yararlanmaya devam etmektedir.
Bir eserin çoğaltma hakkı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 22. maddesinde net bir şekilde eser sahibine verilmiştir. Eserin ikinci bir kopyasını oluşturmak, eseri nakil ve tekrarlama işi için kayıt etmek bile “çoğaltma” olarak değerlendirilir. Dahası amacı çoğaltma olan yükleme, iletme ve depolama işlemi de çoğaltma kapsamında tutulmaktadır. Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 38. maddesi doğrultusunda çoğaltma işlemi eser sahibinin menfaatlerine ters düşmediği sürece hukuken olanaklıdır. Yani ücretli olarak satın aldığınız bir e-kitabın yedeğini taşınabilir bir hard disk üzerinde tutmanızda sorun oluşmaz, fakat bu yedeği bir arkadaşınıza vermeniz bile sorun oluşturabilir.
Eser Sahibinin Onayı Alınmadan Eserin İnternette Yayınlanması
Bir eseri sahibinin onayı olmadan internette yayınlamak sizi cezai yaptırımlarla karşı karşıya bırakır. Bu eser bir kitap, görsel veya video şeklinde yayınlandığında da aynı durum geçerlidir. Yani bir yazının ekran görüntüsünü yayınlamak bile hukuken sorun olarak görülebilmektedir.
Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 52. maddesinde eseri sunmak ve eseri yayınlamak hakkı sadece eser sahibine verilmiş ve bu hakkı sadece yazılı bir sözleşme ile bir başka şahıs veya kuruluşa (sözleşme maddeleri içeriğine göre oluşacak şartlarla) vermesi belirtilmiştir. Bir kitap basımı için yapılan sözleşmenin maddelerinde belirtilmediyse basım hakkını devralan kişi veya kuruluş bu kitabı internette yayınlayamaz.
Bir çok kişi Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 40 ve 41. maddelerinde yer alan şartların internet üzerinde kullanım için değerlendirilmesi gerektiğini söylemektedir, ancak bu maddelerde belirtilen yayın alanları sadece kamuya açık mahalleri kapsamakta ve hukuken internet kullanımı kamuya açık alan olarak değerlendirilmemektedir.
Facebook, Twitter ve benzeri sosyal medya üzerinde paylaşımların da sadece içeriğe bağlantı vererek yapılması doğrudur. İçeriği kopyalayıp yapıştırarak sosyal medya üzerinde paylaşmanız durumunda bile Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun yaptırımları ile karşılaşmanız mümkündür.
Eser sahiplerine ait haklar Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 66. maddesinde ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır, ve bu haklar ceza davaları ile korunmaktadır. Sorunun internet ortamında oluşması da bu maddenin uygulanmasında sorun yaratmamaktadır ve diğer eserler için öngörülen yaptırımlar aynen internet ihlallerinde de uygulanır.
İnternet Servis Sağlayıcılar
Hosting firmaları ve internet bağlantısı sunan firmaların Fikir ve Sanat Eserleri kanunu kapsamında tek başlarına asla sorumlu tutulmamaktadırlar. Kendileri sadece hukuken kendilerinden talep edildiği takdirde ilgili yayının kesilmesi ile yükümlüdürler. Şu anda yürürlükte olan yasanın değerlendirilmesine göre bazı durumlarda servis sağlayıcılar da eşit sorumluluk taşır düşüncesi hakim olsa da kendileri direk olarak davalı adledilmemektedirler.
SONUÇ OLARAK
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu bir çok konuyu aslında yoruma gerek kalmayacak şekilde net izah etmiştir. İçeriğinizin özgün olması ve bir yerlerden kopyalanıp yapıştır hamlesiyle sitenize eklenmemesi sizin yararınızadır. Bu yazıda belirtilen eser kavramına kurumsal sitelerde yer alan bilgiler de dahildir.
Dahası müzik ve video paylaşım siteleri olarak hazırlanıp, Youtube ve benzeri sosyal mecralardan içerik alan siteler dahil olmak üzere tüm internet sitelerinde bulunan içerikler Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu tarafından muhatap alınmaktadırlar.
Bu sebepten ötürü internette gördüğünüz bir içeriği sadece içeriğin orjinaline bağlantı vererek paylaşmanız bile yeterli değildir. Eser sahibi olarak nitelendirilen kişinin yazılı onayını almanız şarttır.
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu tam metnini bu bağlantıdan bilgisayarlarınıza indirebilirsiniz.










Yorumlayan Mehmet 13 Şubat 2012 - 01:18
Merhaba,
web tasarımının bana ait olduğunu ve kopyalayan kişiye karşı hak iddia edebilmem için neler yapmam gerekli?
Web sitesinin daha önce tarihten itibaren yayınlıyor olmam bir kanıt mıdır? Yoksa noter gibi bir yerden tasdik mi etmem gerekir?
yardımcı olabilirseniz sevinirim.
Yorumlayan atg 13 Şubat 2012 - 11:17
Özellikle blog sistemlerinde bulunan tarih önemli olabilmekte, fakat yeterli olmayabiliyor.
Bu nedenle Digiprove veya DMCA sistemlerini kullanmanızı tavsiye ederiz.